Yaşlı intiharları

Konu, 'Yaşlılık Psikolojisi' kısmında Sûkutta Bir Mülteci tarafından paylaşıldı.

  1. YAŞLI İNTİHARLARI


    Yaşlılık öyle bir dönemdir ki, bir yandan gelişim sürdürülürken, diğer yandan gerileme ve yaklaşmakta olan ölüm bulunur.

    İkinci çocukluk diye de adlandırılan yaşlılık döneminde, kişide fizyolojik değişmelerin meydana getirdiği psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Ergenlikteki değişimi andırır bu tür bir değişim. Ergenlikteki değişimde bir umut olduğu halde; yaşlı kimse artık umudunu da yitirmiştir. Kendisini toplumun genel akışından kopmuş bir varlık olarak düşünür.

    Yaşlı için, yaşdöneminde meydana gelen fizyolojik değişimlerin ortaya çıkardığı depresyonlar en önemli sorundur. “Bu dönemde intihar fikri ve girişimleri kadar yaygın olan başka bir hastalık yoktur. Özellikle başarısız girişimlerde yineleme olasılığı daha yüksektir.”

    Yaşlılıkta insan kendisi ile çatışma halindedir, ya da hayata küsmüş durumdadır ve saldırganlığının hedefi kendisidir. Ümitsizlik, yalnızlık, işe yaramama inancı gibi nedenler yaşlıları kolayca ölüme sürüklemektedir.

    Yaşlı insanda bedensel değişimin yarattığı sorunlar yanında, çağdaş toplumla olan etkileşim bozukluğu da olumsuz nedenler durumuna gelmektedir. Geleneksel toplumda sayıları daha az olan yaşlılara belirli bir saygı varken, çağdaş toplum yaşlı insanı genellikle bağımlı, verimsiz, çenesi düşük, unutkan ve hırçın birisi diye tanımlama eğilimindedir. Böylece, faydalı olmak isteyen yaşlı, butür tepkilerle karşılaşınca umutsuzluğa kapılarak bunalıma düşmektedir. Genç kuşakların onun iyi niyetini anlayamadıklarını söyler; devrin değiştiğinden şikayet eder. Bunun yanında eşini ya da kendisini anlayan yakınlarının ölümü onda çöküntüyaratır. Gidenin yerine koyarak kimse o lmadığı için, yaşlıda ualnızlık ve soyutlama duyguları artar.

    İş hayatından kopmuş olan yaşlı insanlarda bu durum daha belirgindir. Emeklilik döneminde bunalıma girmemek için alınabilecek önlemler oldukça azdır. Eski üretkenliğini yitiren yaşlı bir emeklinin toplumda oynaması gereken rolünün belirli bir yapısı yoktur. Emeklilikle birlikte birçok statüsünü kaybetmiştir.

    Geçmişte kim olduğunu ve ne yapacağını kendine soran birey, yaşlılığında ise, hayatın anlamını, geçmişte neler yaptığını, bundan sonra neler yapabileceğini düşünür. Bunların cevaplarını bulmak ise pek de kolay olmamaktadır. Ölümün yakın olduğunu bilen kişi, bundan dolayı da korkuya kapılır.

    İntihar oranlarının en çok yaşlılık döneminde artış göstermesi yukarıda anlatıllanları destekler niteliktedir. Diğer dönemlere oranla, intihar girişimleri bu dönemde bir azalma gösterir. Çünkü kişi gerçekten ölmek istemekte, ölümcül olan yöntemleri tercih ederek bu niyetini gerçekleştirmektedir. Umut dolu yaşamı boyunca kişi aradığı mutluluğu ancak sonsuz dinginlik içinde, yani ölümden sonra, bulacağına inanır.

    Psiko-sosyal gelişim dönemleri içinde kısaca değinilen konular, bireylerin intiharında çevrenin önemini orteye koymaktadır. Burada daha çok aile birimini ele alarak inceledik. Diğer toplumsal faktörlerin etkilerini de düşündüğümüzde, sorunun gerçek boyutları daha açık şekilde ortaya çıkacaktır. Ancak bunların incelenmesi başlıca bir tez konusu olacak kadar geniştir.

    Bu bölümde ele alınan konular hakkında sonuç olarak şunu belirtmek isterim ki, kişi ve çevre boyutunu birlikte ele almak, psikoloji ve sosyoloji bilim dallarının intiharı açıklama çabalarındaki ayrılıkları belli bir noktada birleştirecek ve asıl önemlisi sosyolojik teorilerin temellerini sağlamlaştıracaktır. Çünkü intihar eden kişinin geçmiş yaşamındaki çevresel faktörler, kişi açısından bugünkü çevresel faktörlerden daha önemli olabilir. Bunu dikkate alan bir sosyolojik açıklama kuşkusuz ki daha gerçekçi olacaktır.
     

Sayfayı Paylaş