Thorndike’ in Öğrenme Kuramının Temel Kanunları

Konu, 'Kişilik Kuramları' kısmında KaPTaN tarafından paylaşıldı.

  1. KaPTaN

    KaPTaN EsEs'li Üye

    Thorndike öğrenmeyle ilgili uyarıcı-tepki bağının kuvvetlenmesi için üç temel kanun belirtmiştir. Bunlar;
    1. Hazırbulunuşluk
    2. Tekrar
    3. Etki kanunlarıdır.


    HAZIRBULUNUŞLUK KANUNU

    Hazırbulunuşluk yasası organizmanın belirli bir tepki veya davranış için gereken hazırlıklara sahip olup olmadığını ifade eder. Bu yasayı şu maddelerle özetleyebiliriz:

    • Bir kişi etkinlik göstermeye hazır ise etkinliği yapması da ona mutluluk verir.
    • Bir kişi etkinliği göstermeye hazır fakat etkinliği yapmasına izin verilmese bu durum bireyde kızgınlık yaratır.
    • Bir kişi etkinliği yapmaya hazır değil ve etkinliği yapmaya zorlanırsa kızgınlık duyar.


    Örneğin çocuk kalem tutmaya hazır ve kalem tutmasına izin verilirse bundan haz duyar. Çocuk kalem tutmaya hazır fakat kalemi alması engellenirse bu durum çocukta kızgınlık yaratır. Çocuk henüz düzgün çizmeye hazır değil ve düzgün çizgi çizmeye zorlanırsa çocukta kızgınlık meydana getirir.

    TEKRAR KANUNU

    Thorndike 1930 yılından önce tekrar yasasını kullanma yasası ve kullanmama yasası olarak incelerken 1930 yılından sonra bu kanunda değişiklik yapmıştır. Thorndike’ a göre her tür amaç için tekrar yasası uygun değildir. Thorndike’a göre 1930’dan önceki tekrar kanunu iki bölümden oluşmaktadır. Bunlar:

    • Uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanıldıkça güçlenir. Tekrar yasasının bu bölümü kullanma yasası olarak adlandırılmaktadır.
    • Tekrar devam etmediğinde ya da sinirsel bağ kullanılmadığında uyarıcı durumlar ve tepkiler arasında bağlaşımlar zayıflar. Tekrar yasasının bu bölümüne de kullanılmama yasası adı verilir. Kısaca tekrar yasasına göre yaparak öğreniriz yapmayarak unuturuz. Ancak Thorndike 1929 yılında kendi yasalarının bazı bakımlarından yanlış olduğunu; iyi bir bilim adamının veriler gerektiriyorsa kendi yargılarını değiştirmesi gerektiğini ifade etmiştir.
    1930’dan sonra Thorndike tekrar yasasını tamamen değiştirmiştir. Sadece tekrar etme bağı güçlendirmediği gibi kullanmama da bağın gücünü azaltmaz. Bununla birlikte tekrar etme bağın
    gücünde az bir gelişme sağlayabilir, kullanmama da biraz unutmaya yol açabilir. Ancak her tür amaç için tekrar yasası uygun değildir.


    ETKİ KANUNU

    Thorndike 1930’dan önce etki kanunu, tepkinin doğurduğu sonuç uyarıcı ve tepki arasındaki bağın güçlenmesine ya da zayıflamasına neden olduğu şeklinde açıklarken 1930’dan sonra bu tanımı değiştirmiştir. 1930’dan önceki duruma göre tepkinin doğurduğu sonuç uyarıcı ve tepki arasındaki bağın güçlenmesine ya da zayıflamasına neden olmaktadır. Bir başka deyişle eğer tepkinin sonucu tatmin edici ve haz verici ise, uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü artmaktadır. Tepki, rahatsız edici bir duruma yol açarsa uyarıcı tepki arasındaki bağın gücü zayıflar. Modern terminoloji ile açıklayacak olursak eğer uyarıcının yol açtığı tepki pekiştirilirse uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir; uyarıcının yol açtığı tepki cezalandırılırsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar.Etki yasası Thorndike’ın kuramını bağın gücünü sadece “uyarıcı ve tepkinin meydana gelme sıklığı” ya da bitişikliğinin belirlendiğini savunan geleneksel çağrışım kurallarından farklı yapmıştır. Thorndike hem sıklık hem de bitişiklik yasalarını kabul etmekle birlikte daha ileri giderek uyarıcı ve tepki arasındaki bağın güçlenmesinde tepkinin doğurduğu sonuçların önemli olduğunu söylemiştir. Thorndike’ın etki yasası birçok bakımdan eleştirilmiştir. Eleştirilerden biri bir tepkinin doğurduğu sonuçlara göre tepki sayısının arttığı ya da azaldığını söyleyebilmek için aynı koşullarda yapılması gerektiği ve bunun ise pek de mümkün olamamasıdır. Ancak daha sonra bir durumda tatmin edici olan bir şeyin bir başka durumda da aynı etkiyi yarattığı ortaya konarak bu olumsuz eleştiri geçersiz hale getirilmiştir. Bir diğer eleştiri ise henüz daha tepkinin sonucu alınmadan uyarıcı ve tepki arasındaki sinirsel bağın meydana geldiğidir. Bu durumda tepkinin sonucunun sinirsel bağı nasıl güçlendirdiği açıklanması gereken bir sorundur. Thorndike bu soruyu doğrulama reaksiyonu ile cevaplamaktadır. Doğrulama reaksiyonu Thorndike’a göre nörofizyolojik bir olaydır ve organizma bu reaksiyonu bilinçsiz olarak yapar. Eğer tepki tatmin edici bir durumla sonuçlanırsa sinir sisteminde doğrulama reaksiyonu uyarılmaktadır. Thorndike bu reaksiyonun özelliklerini açıklayamamakla birlikte bu nörofizyolojik reaksiyonun sinirsel bağı güçlendirdiği doğrudur.Son yıllarda bazı öğrenme kuramcıları pekiştirmenin tepkiyi nasıl güçlendirdiğini açıklamaya çalışmaktadırlar. Onlara göre organizma tatmin edici durum meydana geldiğinde de hala etkin durumdadır. Başka bir deyişle tatmin oluştuğunda hala aktif halde olan sinirsel iz bulunmaktadır. Sinirsel izin varlığı pekiştirmenin tepkiyi güçlendirdiğine cevap olabilir ancak tam olarak bu sorun çözümlenmemiştir. Thorndike’ın etki yasasına bir başka eleştiri de bağların güçlenmesi ya da zayıflamasının otomatik bir şekilde olduğunu savunmasıdır. Thorndike daha önce de belirtildiği gibi öğrenmenin düşünme gibi herhangi bir mekanizma sonucu değil doğrudan oluştuğuna inanmaktadır. Ona göre organizmanın tatmin edici veya haz verici şeylerin neler olduğu ve etkilerinin ne olacağının farkında olmasına gerek yoktur. Ancak bu görüş bugün hala tartışma konusudur. Thorndike 1930’dan sonra daha önce önerdiği etki kanununun yarı yarıya doğru olduğunu belirlemiştir. Bu durumda uyarıcıya karşı yapılan tepki haz verici bir durum yaratırsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü artmaktadır. Ancak tepki tatmin edici bir sonuç yaratmazsa yani cezalandırılırsa bağın gücüne bir etkisi olmamaktadır. Bir başka deyişle pekiştirilen tepkinin gücü artmakta cezalandırılan tepkinin gücü ise azalmamaktadır. Bu bulgunun eğitimde, davranış biçimlendirme, çocuk yetiştirme vb. alanlarda çok önemli doğurguları vardır. Bu yasa Skinner’in edimsel koşullanmanın da temelini oluşturmuştur.
     

Sayfayı Paylaş