Stres cinsel yaşamı olumsuz etkiliyor

Konu, 'Cinsel Kimlik Bozuklukları' kısmında Psikolik tarafından paylaşıldı.

  1. Psikolik

    Psikolik Mal Sahibi

    Cinsellik denince sadece seks veya cinsel ilişki ile sınırlı düşünmemek gerekiyor. Cinsellik cinsiyeti, kadın ve erkek olarak rolleri, cinsel yönelimleri, erotikliği, zevki, yakınlığı ve üreme yeteneğini de içine alan geniş bir kavram. Cinsellik aynı zamanda biyolojik, psikolojik, sosyal, ekonomik, politik, kültürel, etik, yasal, tarihsel, dinsel ve ruhsal özelliklerini tamamını içeriyor.

    Aslında ruhsal sıkıntı yaratan her durum cinselliği etkiler. Çünkü böyle durumlarda beyinden salgılanan stres hormonları öncelikle cinsel isteği azaltıcı etkide bulunur. Cinsel istek olmadığında da cinsel fonksiyonları çalıştıran bazı maddeler salgılanamaz. Örneğin damarlarda bulunan nitrik oksit maddesi cinsel istek olmadığında salgılanmaz. Damar ve sinir yapısı etkilenir. Böylece cinsel bölgelerde yeterince kan akımı olmaz ve başta sertleşme problemi, boşalma sorunları, haz duyamama olmak üzere pek çok cinsel sorun ortaya çıkar. Bir de ekonomik güçlük yaşayan erkeklerde özellikle aile ve hayat düzenini sürdürememe endişesi, yaşam standardını koruyamama, sorumluluklarını yerine getirememe korkusu oluyor. Finansal zorluklar yüzünden aile içi gerginlik artıyor. Tüm bu faktörler de stres hormonlarını ve cinsel işlev bozukluklarını tetikliyor. Yaşam tarzı alışkanlıklarına da çok dikkat etmek gerekiyor.
    Yapılan araştırmalar tüm dünyada her 3 kadın ve erkekten birinin en az bir tane cinsel problem yaşadığını gösteriyor. Türkiye’de her 10 erkekten 7’si sertleşme sorunu yaşıyor ancak her 10 erkekten sadece 1’i doktora başvuruyor. Bu durum erken boşalma veya cinsel isteksizlik yaşayan erkekler için de geçerlidir. Cinsel fonksiyon sorunu yaşayan erkeklerin %83’ü bu konuda tedavi görmediğini belirtiyor. Erkeklerin %74’lük bir kısmı utanma sebebiyle cinsel konuları doktorlarıyla konuşamazken yine çok sayıda kişi ise sertleşme sorunun tıbbi bir problem olarak görülmeyeceğini düşündüğünden cinsel sorunlarını anlatamıyor. Birçoğu da doktora başvurmayı maliyetli bulduğu için tedaviden vazgeçiyor. Yine önemli bir yüzde de hangi doktora başvuracağını bilemiyor.

    Bu durum erkeklerin yaklaşık %35’nin herhangi bir cinsel sorun yaşadığında kimseye danışamamasına neden oluyor. Oysa cinsel sorunların zaman geçtikçe kişiyi fiziksel olarak olduğu kadar psikolojik ve sosyal olarak da yıpratıyor. Bu durumda erken dönemde rahatlıkla tedavi edilebilen organik kökenli bir sertleşme sorunu bile psikolojik yönden komplikasyonlara neden olup tedavi sürecini zorlaştırıyor.
    Yani Türk erkeklerinin çoğunluğu nedeni ne olursa olsun cinsel sorunlarını tanımlayamıyor, çaresiz kalıyor ve danışabilecekleri bir uzmana ulaşamıyor. Araştırmalar hastaların yüzde 62’sinin cinsel sorunlar nedeniyle özgüveninin kaybolduğunu, yüzde 21’inin de aile hayatlarının sona erdiğini gösteriyor.
    Cinsel sıkıntı yaşayan erkek eşinden uzaklaşıyor, başarısızlık korkusu ve performans endişesi olan erkek eşinden kaçınarak sorunu görmezden gelmeye çalışıyor. Oysa eşler bunu anlayamayabiliyor. “Beni artık beğenmiyor” veya “Beni aldatıyor” diye düşünüyorlar. ESDA (Avrupa Cinsel Sağlık Birliği) Türkiye ofisi olarak “Cinsel fonksiyon bozukluğu nasıl hissetmenize neden oluyor?” diye sorduğumuzda kişilerin kendine güveninin azaldığını, kendisini endişeli, öfkeli üzgün, depresif, cazibesiz ve mutsuz hissettiğini bulduk. Aynı soruyu “Bu sorunla ilgili partneriniz ne hissediyor?” diye yönelttiğimizde hastaların partnerlerinin de kendini kızgın, utanç içinde, endişeli, şaşkın hissettiğini, çoğunun kendisine olan güveninizi ve cazibesini yitirmiş hissettiğini gördük.
     

Sayfayı Paylaş