Sinirler ve sinir sistemi

Konu, 'Fizyolojik Psikoloji' kısmında Sûkutta Bir Mülteci tarafından paylaşıldı.

  1. Çevredeki değişikliklere ve dış uyaranlara tepki göstermek canlıları cansız varlıklardan ayıran temel özelliklerden biridir. Her canlı, dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı kendisini korumak ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlamak için dış dünyada olup bitenleri algılamak zorundadır. Örneğin hava sıcaklığının değiştiğini fark edemezse, soğuktan veya sıcaktan korunmak için gerekli önlemleri alamaz. İnsanların ve bütün gelişmiş hayvanların sinir sistemi bu tür değişiklikleri duyularıyla algılar ve vücudun o andaki koşullara uygun bir yanıt vermesini sağlar. Duyumsama denen bu sürecin yanı sıra, bütün organların çalışmasını denetlemek, yaşamsal etkinliklerin uyum ve eşgüdüm içinde sürmesini sağlamak da sinir sisteminin temel görevidir.


    En basit canlılarda, örneğin amip gibi tek hücrelilerde bile dış uyaranlara yanıt verme özelliği vardır. Ama sinir sistemi denebilecek özelleşmiş bir yapıya yalnızca çok hücreli hayvanlarda, süngerlerden daha üst basamaklardaki gruplarda rastlanır. Örneğin, süngerlerden daha gelişmiş bir bölüm olan knitlilerin üyelerinin denizanalarında bütün vücuda yayılmış bir sinir ağı bulunur. Bu yüzden hayvanın herhangi bir yerine dokunulduğunda vücudu o noktada büzülerek tepki verir. Ama denizanalarında bütün sinir hücrelerinin toplandığı bir �denetleme merkezi� ya da beyin yoktur. Buna karşılık halkalısolucanların üyelerinde, örneğin yersolucanları sinir hücreleri baştaki duyu organlarına yakın yerlerde kümelenerek beyni andıran çok sayıda sinir düğümü (ganliyon) oluşmuştur. Böceklerde ise vücudun her yanından gelen sinirlerin ulaştığı, oldukça belirgin bir beyin vardır.

    İnsan sinir sisteminin denetim merkezi beyin ve omuriliktir. Bu iki yapı birlikte merkez sistemini oluşturur. Beyinden ve omurilikten çıkan sinirlerin oluşturduğu çevresel sinir sistemi de bu merkezin vücutla bağlantısını sağlar. Başka bir deyişle çevresel sinir sistemi, duyu organları aracılığıyla alınan bütün dış uyarıları ve iç organları aracılığıyla alınan bütün dış uyarıcıları ve iç organların çalışmasına ilişkin bütün bilgileri merkez sinir sistemine iletir; Merkezin bu mesajlara verdiği yanıt olarak verdiği bütün komutları da ilgili organlara götürür. İnsan dışındaki öbür memelilerde de sinir sisteminin çalışması aynı temele dayanır. Aradaki terke fark insan beyninde düşünme, akıl yürütme, bellek, duygular gibi insan kişiliğini ve zekasını oluşturan bütün özellilerin yönetildiği özel merkezlerin çok gelişmiş olmasıdır.

    Sinir sistemi bir yandan vücudun dış dünyayla ilişkisini yönlendirirken, bir yandan da bu kapalı sistemin iç işleyişini denetler. Örneğin kalp atımlarının hızını, soluk alıp verme ritmini, bağırsakların ya da idrar kesesinin çalışmasını düzenleyen beyindir. Ne var ki, dışarıdan gelen uyarıları ve sinir sistemimizin bunlara verdiği yanıtları, örneğin havanın soğuduğunu ve üşümeye başladığımızı fark ettiğimiz halde bu iç işleyişin nasıl yönetildiğini fark edemeyiz. Çünkü bu denetim özel bir sinir sisteminin sorumluluğunda, tümüyle istençdışı olarak gerçekleşir. Çalışması beynin bilinç düzeyinin dışında ve bağımsız gibi göründüğü için bu sisteme �özerk� anlamında otonom sinir sistemi denir. Özetle, sinir sistemi, ayrı görevleri üstlenen, ama birbirleriyle bağlantılı olarak çalışan üç temel bölümden oluşur: Merkez sinir sistemi, çevrel sinir sistemi ve otonom sinir sistemi.

    Merkez Sinir Sistemi

    Bu sistemi oluşturan beyin ile omurilik yumuşak ve çok kolay örselenebilen organlardır. Bu nedenle beyin kafatasının, omurilik de omurganın içine yerleşerek bütün iç ve dış etkenlerden korunmuştur. Ayrıca bu yapıların içinde, her iki organın üstünü örten sağlam bir zar ve bu zarla beyin ya da omurilik arasındaki boşluğu dolduran beyin omurilik sıvısı bulunur. Gerek zar, gerek sıvı, beyin ile omuriliğin dıştaki kemik yapıya sürtünerek örselenmesini ve dıştan gelecek sarsıntıların bu organlara ulaşmasını engeller.

    Sinir sisteminin temel birimi nöron denen sinir hücresidir. Bir sinir hücresi, yaşamı ve işleviyle ilgili bütün kimyasal tepkimelerin denetlediği bir gövde bölümü ile bu gövdeden çıkan ipliksi uzantılardan oluşur. Dendrit denen kısa ve dallanmış uzantılar dışarıdan gelen uyaranları hücre gövdesine iletir. Akson denen tek ve uzun bir sinir lifi de hücre gövdesinden aldığı uyaranı dışarıya, örneğin başka bir sinir hücresine ya da doğrudan kas, salgıbezi gibi ilgili organlara taşır.

    Vücudumuzun her yanı sinirle örülü olduğu halde, sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Başka bir değişle, kol ve bacaklarımızdaki, parmak uçlarımızdaki ya da iç organlarımızdaki bütün sinirlerin ana gövdeleri mutlaka sinir merkezlerinden birindedir. Ortasında bir çekirdek bulunan ve rengi griye çalan hücre gövdeleri bir araya kümelenerek, beyindeki ve omurilikteki boz madde� yi oluşturur. Sinir liflerinin oluşturduğu dokuya ise beyazımsı rengi nedeniyle akmadde denir. Bu dokunun beyaz gözükmesinin nedeni, her lifin miyelin denen beyaz ve yalıtkan bir kılıfla sarılı olmasıdır. Beyinde ve omurilikte sinir hücrelerinin hem gövdeleri, hem uzantıları bulunduğu için bozmadde ile akmadde bir aradadır. Ama bu merkezlerden vücuda dağılan sinirler yalnızca akmaddeden oluşur.

    Çevresel Sinir Sistemi

    Beyin ve omurilikteki milyonlarca sinir hücresinin aksonları, işlevlerine göre bir araya toplanarak, sinir dediğimiz beyazımsı kordonları oluşturur. Kısacası, vücuttaki en ince sinir bile tek bir akson değil, özel bir bağ dokuyla bir arada tutulan sinir lifleri demetidir. (12 çift kafa sinirinden ve omurilikten çıkan 33 çift omurilik sinirinden oluşmuştur.)

    Sinir Hücresi

    Sinir sisteminin tümü, kendini oluşturan hücrelerin, yani nöronların özel yapıları sayesinde işlevlerini sürdürür. Çok uzmanlaşmış olan bu hücreler, sıcak, soğuk, ağrı gibi dış uyarıları algılayıp (uyarılganlık) bedene sinir akımı biçiminde uyarılar taşıma(iletkenlik) yeteneğine sahiptirler.

    Görevini yerine getirebilmesi için her sinir hücresi özel bir yapıyla donatılmıştır ve her hücre gövdesinin iki tür uzantısı vardır. Bu uzantılar silindireksen (akson)ve protoplazma uzantılarıdır(dendritler).

    Bazı nöronların silindireksenleri çok uzundur, bazılarınkiyse ancak birkaç mm uzunluğundadır. Silindireksen yolu boyunca çok az yan dal ve bir uç dallanma aracılığıyla başka bir sinir hücresi ile, bir kas ya da bir salgı bezi ile bağlantı kurar.

    Silindireksenden başka, sinir hücresinin sahip olduğu uzantılar protoplazma uzantılarıdır(dendritler); bunlar hücre gövdesinin kolları gibidirler.

    Sinir Teli

    Silindireksen ve bunu çevreleyen kılıfların oluşturduğu hücre uzantısı, sinir teli olarak adlandırılır. Sinir dokusunda, akmaddeyi oluşturan miyelinli sinir teli demetleri gözlenir.

    Hücre gövdelerinin çevresinde miyelin kılıfı yoktur; burada doku, hücre gövdelerinin yada miyelinsiz sinir tellerinin renginde, yani gri renktedir ve boz maddeyi oluşturur.

    Sinirlerin Görevi

    Merkez sinir sisteminden(tümbeyin ve omurilik) çıkan sinir teli demetleri sinir olarak adlandırılırlar ve bedenin her yerine dağılırlar. Bu sinirlerden bazıları sinir merkezlerinden çıkan uyarıları kaslara, salgı bezlerine ya da iç organlara iletirler, bunlara hareket sinirleri ya da götürücü sinirler denir. Bazı sinirlerse çevreden alınan (deri, kas, iç organlar) uyarıları merkez sinir sistemine taşırlar, bunlar da duyu sinirleri ya da getirici sinirler olarak adlandırılır.

    Duyu nöronlarının demetleri üstünde hücre öbekleşmeleri gözlenir. Omurilik sinir düğümleri adını alan bu öbekleşmeler dış uyarılar için tıpkı bir �yeniden iletim ara istasyonu� işlevini yürütürler. Kaslara gönderilen buyruklar hareket nöronlarından geçer; bu uyarılar merkez sinir sisteminden omurilik sinir düğümlerine uğramadan doğrudan kaslara ulaşırlar.

    Sinir Yolları

    Sinir sistemi yapısı içinde, sinir hücreleri birbirleriyle bağlantıdadırlar ve sinir yolları� nı
    Oluştururlar. Uyarılar bu yollarla iletilir ve aktarılırlar. İki sinir hücresindeki bağlantı sinaps aracılığıyla sağlanır; sinaps, bir hücrenin silindirekseninin bitimiyle bir başka hücrenin protoplazma uzantıları ve hücre gövdesi arasındaki eklemlerdir. Sinir akımı hücre gövdesinden silindireksene doğru gerçekleşir. Sinaps açıp kapayıcı bir anahtar görevini yapar.

    Beyin

    Tümbeynin en hacimli bölümü beyindir. İki yarı küreden oluşur; burada sinir hücreleri, beyin kabuğu olarak adlandırılan yüzeysel bir ince tabaka içinde yer alırlar.

    Hücrelerden bazıları, duyu organlarından gelen akımları alırlar, bazıları da harekete geçirici akımları oluştururlar. Beyin bütün ruhsal etkinliklerin yönetim merkezidir.

    Sinir Sistemi Hastalıkları

    Sinir sistemindeki, özellikle beyindeki bazı bozukluklar insanın düşünce ve davranışlarını etkiler. Beyindeki üst düzey işlevlerin aksamasına yol açarak kişinin ruhsal yapısında beklenmedik değişikliklere yol açan bu hastalıklar RUH HASTALIKLARI maddesinde anlatılmıştır.

    Sinir hücrelerinin çoğunda, vücut hücreleri gibi kendini yenileme ve onarma özelliği yoktur. Bu yüzden özellikle beyin ve omurilikteki sinir dokusunun örselenmesi çoğu zaman kalıcıdır.

    Yaygın skleroz denen hastalıkta, sinir liflerini saran miyelin kılıfı sertleştiği için içerideki life basınç yaparak örselenmesine neden olur. Bu durumda hasta güçsüz, uyuşuk ve �hissiz� dir; ya da her yanına �iğneler� batıyormuş gibi olur ve durumu giderek ağırlaşır. Bazen bütün kasları denetimden çıktığı için yürümesi, konuşması, hatta yemek yemesi bile iyice güçleşir. Bu hastalığın bugün için tedavisi yoktur.

    Sinir dokusu yozlaşması denen ve daha seyrek rastlanan bir grup hastalıkta da sinir hücreleri işlevini yitirerek ölmeye başlar. Hasta önceleri denetleyemediği istenç dışı hareketlerle sarsılır ve sonunda bütün zihinsel etkinliklerini yitirir. Her ikisi de kalıtsal hastalıklar olan Friedreich ataksisi ile Huntington koresi bu gruptandır.

    Parkinson hastalığında, mesajların sinapstan atlamasını sağlayan kimyasal ileticiler görevini yerine getiremediği için, vücudun bazı bölümlerinde denetlenemeyen titreme ya da sarsılmalar görülür. İlaçlar bu belirtileri bastırarak hastanın yaşamını kolaylaştırabilir.

    Çevresel sinir sistemi hastalıkları çoğu zaman şeker hastalığı, cüzam gibi başka hastalıkların ya da uzun süren vitamin eksikliği, alkol ve ilaç bağımlılığı gibi etkinliklerin sonucudur. Duyu sinirlerindeki bozukluklar vücutta karıncalanmaya ya da duyu yitimine, kasları denetleyen hareket sinirlerindeki bozukluklar ise kasların zayıflamasına ve yağlanmasına yol açar. Bu sinir sisteminin en sık karşılaşılan hastalığı ise, omurlardaki disk kayması sonucunda omurilik sinirlerinin ezilerek örselenmesidir. Bu durum en çok bel ve sağrı bölgesinde omurlarda görülür; bel omurlarının arasından çıkan sinirlerin ezilmesi lumbago ağrılarına, daha aşağıdaki siyatik sinirinin ezilmesi de siyatik ağrısına neden olur.

    Beyin ve sinir sistemiyle ilgili hastalılar nörolojinin konusudur. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor(nörolog), basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Örneğin deriye dokunarak duyarlı olup olmadığını araştırır; göze ışık tutarak ya da diz kapağının altına vurarak refleks hareketleri inceler; hastanın, gözünü kapatıp tek ayağı üzerinde durmasını isteyerek denge duyusu denetler. Bu basit testler bile, son derece karmaşık olan sinir sistemindeki bozukluklar konusunda çok değerli ip uçları verebilir.

    Sinir Sisteminin Topluma Etkisi

    Sinir sistemimiz çok sağlam bir yapı içinde korunmaktadır. Beyin, beyincik ve omurilik soğanı kafatası içerisinde, omurilik ise omurga içerisinde yer almaktadır. Bununla birlikte bu organlarımız darbelere ve mikroplara karşı hassastır. Sinir hücreleri diğer hücreler gibi kendini yenileyemediği için çarpma, vurma gibi durumlarda zedelenebilir. Bu gibi durumlarda kısmi ya da genel felç durumları ortaya çıkar. Bu durumdaki bir birey bazı hareketleri yapamaz. Ayrıca hareketlerde kontrolsüzlük, hafıza kaybı, titreme ve öğrenme güçlüğü görülür.

    Felç, kuduz, menenjit(beyin zarı iltihabı) ve sara önemli sinir sistemi hastalıklarından birkaçıdır.

    Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı sinir sisteminin çalışma düzenini bozar. Ruhsal gerginlik, korku, aşırı yorgunluk, uyku düzenindeki bozukluk, yorucu ve düzensiz çalışma vb. durumlar sinir sisteminin çalışmasını olumsuz yönde etkiler.

    İleri yaşlarda ortaya çıkan yüksek tansiyon (hipertansiyon) beyinde kanama ve zedelenmelere neden olabilmektedir.

    Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için sinir sistemimiz olumsuz yönde etkileyecek davranışlardan kaçınmalıyız. Çalışmalarımızdan arta kalan zamanı yürüyüş, yüzme, patenle kayma, binicilik, tenis, elişi, fotoğrafçılık gibi özel uğraşılarla değerlendirmeliyiz.
     

Sayfayı Paylaş