KRONİK YORGUNLUK İMMÜN DİSFONKSİYON SENDROMU

Konu, 'Sendromlar' kısmında Sûkutta Bir Mülteci tarafından paylaşıldı.

  1. KRONİK YORGUNLUK İMMÜN DİSFONKSİYON SENDROMU


    (CFIDS) veya


    MAKSİMUM ALLOSTASİS!

    Kronik yorgunluk immün disfonksiyon sendromu (Chronic Fatigue Immune Dysfunction Syndrome) ağır, multisistemik, sakatlayıcı ve sonradan olma (doğumsal olmayan) kompleks bir sendromdur. Semptomları başlıca nörolojik, endokrinolojik ve immünolojik disfonksiyondur. CFIDS’deki global deregülasyon henüz tek bir etyolojik ajana veya tek bir mekanizmaya atfedilmemiştir. Patogenezinin multifaktoriyal olduğu düşünülmekle beraber, durumun genellikle bir viral enfeksiyonla tetiklendiğine inanılmaktadır, fakat bugüne kadar spesifik bir virusün varlığı ispatlanamamıştır. Enfeksiyöz ajanlar içinde Ebstein-Barr virus, Human herpesvirus 6-7, Cytomegalovirus, Lentivirus, Enterovirusler ayrıca Chlamydia ve Mycoplasma da suçlanmıştır (9). Halen bu patojenlerin direkt olarak hastalık sebebi mi oldukları, yoksa nöral cevabın veya immün sistemin değişmesinin bu latent patojenlerin reaktivasyonuna/replikasyonuna yol açmaları sebebiyle mi sendromu başlattıkları bilinmemektedir. Yeni bir patojen ajanın keşfedilmesi de muhtemeldir (9). Bu hastalarda en azından 2 çeşit immün disfonksiyon ortaya çıkarılmıştır (59):

    1. Aktive edilmiş T lenfositlerin ve dolaşımdaki sitokinlerin artışı

    2. Natural killer hücre sitotoksisitesinin azalması ve çeşitli mitojenlere karşı T lenfosit cevabının bozulması

    Hastaların en azından yarısında tetikleyici bir enfeksiyon hikayesi ve antiviral defans yolunun monositlerdeki komponenti olan 2-5A synthetase/ribonuclease L (RNase L)’nin biyokimyasal disregülasyonu gösterilmiştir (22, 59). Ayrıca bu hastalarda altta viral veya toksik bir sebebin yattığını düşündürür şekilde nötrofil apoptozisinin arttığı da ileri sürülmüştür (41).

    CFIDS endemik bir hastalık olmasına rağmen epidemik ve sporadik formları da bildirilmiştir (9). Bu hastalar CFIDS’e tutulmadan evvel sağlıklı, tam ve aktif hayat stilleri olan insanlardır. Enfeksiyonlar veya diğer prodromal olaylar nöroimmünoendokrin regülatör sistemleri zorlayarak sendromu tetikleyebilir. Bu prodromal olaylar enfeksiyonlardan başka, uzun süreli psikolojik zorlanma, aşılama, anestetikler, çevresel toksinler, kimyasallar, ağır ****ller veya fiziksel travmalar ya da cerrahi müdahaleler olabilir. Başlatıcı olaydan sonra hastalar sağlıklarında progressif bir bozulma yaşarlarken spesifik semptom kümesi geliştirirler.

    Bu sendromu tanımlamak için ABD’de CDC (Centers for Disease Control) 1988 (Holmes) ve 1994 (Fukuda) tarihlerinde olmak üzere teşhis kriterleri geliştirmiştir. Ayrıca İngiltere Oxford (1991) kriterlerini, Kanada ve Avusturalya ise CDC’ninkinin gözden geçirilmiş versiyonunu ortaya koymuşlardır. Bu kriterlerin esas olarak klinik vaka teşhisinden ziyade standardize araştırmalar yapmak için uygun olduğuna dair fikir birliği vardır.

    “Fatigue” nedir? Aşağıdakilerin hepsini içine alan bir şeydir!

    L Dayanıklılığın kaybı (unconditioning)

    L Yıpranmışlık (Weariness)

    L Yorgunluk (Tiredness)

    L Tükenmişlik (Exhaustion)

    L Güçsüzlük (Weakness)

    L Çalışmanın tatsızlaşması (Distaste for work)

    L Sıkıntı (Boredom)

    L Performans azalması (Reduced performance)

    L Halsizlik (Listlessness)

    L Egzersizle dispne (Exertional dyspnea)

    L Enerji yokluğu (Lack of energy)

    L Uykulu hal (Sleepiness)

    L Çalışmaya isteksizlik (Unwillingness to work)

    Bütün bunları yaşayan hasta premorbid aktivite seviyesinin %50’sinden fazlasını kaybeder. Ayrıca mental (zihinsel) bitkinlik de yaşanır. Kognitif fonksiyon bozukluğu hastanın uygun kelimeleri seçmesinde ve bilgiyi hatırlamasında zorluk veya konfüzyon içinde olma (brain fog-şuur bulanması) ile kendini gösterir. Hastalar bu eksikliklerini “hiperkonsantrasyon” göstererek telafi etmeye çalışırlar. “Reactive fatigue” ise egzersiz (ya da fiziksel aktivite) sonrası bitkinlik veya dayanıklılığın (endurance) kaybı anlamına gelir. En kısa restorasyon (o da tam olmamak kaydıyla) 24 saat sürer.

    Chronic fatigue immune dysfunction syndrome (CFIDS) gerçek bir hastalık mıdır?

    CFIDS şimdiye kadar en fazla ihmal ve göz ardı edilen hastalık olmuştur.

    Halbuki tüberküloz kadar gerçek ve fiziksel bir hastalıktır. Ağır CFIDS hastaları arasında

    yardımlı intiharın (assisted suicide) sıklığı bilinmeyen bir şey değildir.

    GE Poesnecker, 1999

    Hekimlerin bir kısmı CFIDS’in bir hastalık olduğuna inanmamakta veya ciddiyetini küçümsemekte, bir kısmı da onu psikiyatrik bozukluğun eşdeğeri olarak görmektedir. Çünkü henüz:

    1. Spesifik bir sebep ortaya konmamıştır.
    2. Spesifik bir işaretleyicisi yoktur.
    3. Doktorların çoğu bu hastalık hakkında bilgi sahibi değildir.
    4. Çoğu kere açıklanmayan semptomlar yüzünden hasta yanlış olarak “psikiyatrik vaka” damgasını almaktadır.

    Bütün CFIDS vakalarını açıklayabilecek primer sebep henüz ortaya konmamış ise de, 1990’ların ortalarından itibaren birçok ekspert prevalansı küçümsenmeyecek oranda olan ve sırlarla dolu bu hastalığın viral enfeksiyonun tetiklediği beyin abnormalitelerini, stres cevabının disregülasyonunu ve hiperreaktif immün sistemi içine alan bir durum olduğunu kabul etmektedir.

    CFIDS terimi bugün Dünya’da “sakatlayıcı ve iyi anlaşılmayan bir multisistem hastalığını” tanımlamak için kullanılmaktadır (42). “Ani ve sinsi başlayan genellikle siklik seyirli (siklusları aktivite-yıkılma dönemleri oluşturur), 6 aydan uzun süreli sakatlayıcı fizik ve mental bitkinlik” sendromun tipik özelliği olarak düşünülmüştür. Kronik bitkinlik genel tıpta CFIDS dışında birçok hastalığın bir semptomu olarak görülür. Fakat CFIDS’de başka bir duruma bağlı olmayan ve istirahatle geçmeyen “bitkinlik ve tükenme hissi” söz konusudur. Mültidisipliner yaklaşımlara rağmen CFIDS’in sebebi tam olarak bilinmemektedir, henüz herhangi bir spesifik diagnostik testi ve tedavisi bulunmamaktadır fakat bazı immünolojik (33, 59), endokrinolojik (13) ve elektrofizyolojik (53) potansiyel işaretleyiciler (markers) üzerinde çalışılmaktadır.

    Bu sendrom şu semptom gruplarını içine almaktadır :

    1. Nörolojik ve nöromüsküler semptomlar
    2. İmmünolojik değişiklikler
    3. Kognitif bozukluklar
    4. Sakatlayıcı bitkinlik
    5. Bazı hastalarda gripal enfeksiyon benzeri semptomlar
    Kronik yorgunluk sendromu çok yaygın bir sağlık sorunu olmasa da bir çok kişiyi etkiliyor. Hastalık, henüz çok iyi tanınmayan, bu sebeple de çoğu kez tanısı konulamayan ve gözden kaçan bir problem. Bununla birlikte Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uzun yıllardır bilinen kronik yorgunluk sendromu, son yıllarda Türkiye’de de tanınmaya başlandı.
    Kronik yorgunluk sendromu nedeni ve başlangıç tarihi tam olarak bilinmeyen ancak çok da uzun süreli olmayan bir yorgunluğun en az 6 ay veya daha uzun bir süre devam etmesiyle ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanır. Kronik yorgunluk sendromu tanısı koymak için tıbbi hikaye, fizik muayene, ruhsal durumun ve laboratuar bulgularının değerlendirilmesi gerekir.

    HASTALIĞIN TANISI
    Kronik yorgunluk sendromu tanısı için aşağıdaki iki kriterin olması gerekmekir:
    * Klinik olarak değerlendirilmiş, tanımlanamayan devamlı veya tekrarlayan yorgunluğun yeni veya bilinen bir zamanda başlaması (örneğin yaşam boyunca olmaması), devam eden bir hareketlilik sonucu olmaması, esas olarak dinlenmekle hafiflememesi ve mevcut iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açması, kronik yorgunluk sendromunu akla getirir.
    * Aynı zamanda aşağıdaki semptomlardan 4 veya daha fazlasının bulunması ve bunların ardışık 6 ay veya daha uzun süre boyunca devam etmesi ve yorgunluktan daha önce başlamaması gerekir.
    1. Kısa süreli bellekte veya konsantrasyonda önemli bozulma
    2. Boğaz ağrısı
    3. Lenf bezlerinde hassasiyet
    4. Kas ağrısı
    5. Çeşitli eklemlerde kızarıklık veya şişlik olmaksızın ağrı olması
    6. Yeni oluşan, şekil değiştiren veya ciddileşen baş ağrısı
    7. Sabah uyanınca kendine gelememe (uykulu olma halinin devam etmesi)
    8. Yapılan bir iş sonrası 24 saatten fazla sürede geçen kırıklık

    Bu esas semptomların yanı sıra karın ağrısı, alkol intoleransı, şişkinlik, göğüs ağrısı, kronik öksürük, diare, sersemlik, ağız ve göz kuruluğu, kulak ağrısı, çarpıntı, çene ağrısı, sabah katılığı, bulantı, gece terlemesi, psikolojik problemler (depresyon, sinirlilik, anksiyete, panik atak), nefes darlığı, deri duyarlılığı, karıncalanma hissi ve kilo kaybı gibi semptomların varlığı da ifade edilir.

    Kronik yorgunluk sendromunun olası nedenleri 5 başlık altında toplanır:
    1. İnfeksiyöz ajanlar (özellikle bazı virüsler suçlanmıştır)
    2. İmmunolojik nedenler (bağışıklık sistemi ile ilgili)
    3. Hormonal nedenler (hipotalamus-hipofiz-adrenal döngü ile ilgili)
    4. Nöral nedenli hipotansiyon
    5. Beslenme bozukluğu

    Stres yaşamın bir parçasıdır. Ancak kontrol edilemeyen stres başka hastalıkların yanı sıra kronik yorgunluk sendromunun da en önemli nedeni olarak görülür. Bunun yanısıra diğer nedenlerin de etken olabileceğine dair yayınlar bulunuyor ancak beslenme bozukluğunun tek başına bir neden olmayacağı fakat dengeli bir beslenmenin uygulanması gerektiği düşünülüyor.
    Kronik yorgunluk sendromu tanısını koyduracak özel bir test yok. Yorgunluk sebebi olabilecek diğer klinik durumlar dışlandıktan sonra tanı konulur. Özellikle depresyonla kronik yorgunluk sendromunun karıştırılmaması gerekir. Bununla birlikte hastalarda zamanla ruhsal bozukluklar ve özellikle depresyon oluşabilir. Ancak bu depresyonu olan herkeste kronik yorgunluk sendromu var anlamına gelmez.

    KRONİK YORGUNLUKLA BAŞETMEK
    Öncelikle stresi kontrol etmeyi bilmeliyiz. Herkesin bir stres eşiği vardır ve bu eşiği aşmamak gerekir. Düzenli hayat tarzı, hafif fiziksel egzersizler, sağlıklı beslenmek ve ideal kiloyu korumak da kronik yorgunluk sendromu ve benzeri rahatsızlıklardan korunmak için uygulanması gereken temel kurallardır. Ayrıca uyku ritmine dikkat etmek gereklir. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırmak, hoşa giden konuları düşünmek veya hoşlandığınız bir filmi seyretmek, düzenli bir uykuyu sağlayabilir. Alkol ve sigarayı azaltmak da yorgunluktan kurtulmada en önemli etkenlerden birisidir.
    Mümkünse iş yoğunluğunu azaltmak, sorumlulukları paylaşmak veya kısa süreli iş ortamından uzaklaşmak faydalı olabilir. Hatta iş yerinde küçük fiziksel değişikliklerin bile faydası olabilir. Yoga ve meditasyonun da yararlı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca mutlaka doktor kontrolünde olmak kaydıyla belirli süre için vitamin ve mineral takviyesi önerilir.
     

Sayfayı Paylaş