Hiperseksüalite Nedir?

Konu, 'Cinsel Kimlik Bozuklukları' kısmında Psikolik tarafından paylaşıldı.

  1. Psikolik

    Psikolik Mal Sahibi

    Hiperseksüalite
    Seksüel davranış; dinsel, tıbbi, kanuni ve sosyal açılardan daima değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Endüstrileşmiş ülkelerde son 50 yıl içinde seksüel davranışlar ve eğilimler açısından önemli değişiklikler olmuş ve bu değişiklikler sapkınlık olarak değerlendirilen davranışlara daha fazla tolerans ve seksüalite ile bunun ifade edilmesine daha olumlu bir bakış ile sonuçlanmıştır. Ancak yakın dönemde politik ve dini tutuculuğun tekrar başlaması ile birlikte çocuklara ve kadınlara yönelik seksüel saldırıların olduğunun fark edilmesi, feminist bakış açısından kontrolsüz kalmış erkek seksüel davranışının sorgulanması ve AIDS’ in gündeme girmesi seksüalitenin tekrar eleştirel bir bakış açısına maruz kalmasına neden olmuştur.

    Hiperseksüalite ve buna bağlı kavramlar:

    Günlük hayatta kullandığımız birçok kavram gibi hiperseksüalite denince neyi ifade ettiği hakkında bir tahminimiz vardır. Ancak bu tahmin kavramın tam bir tanımını istediğimizde sona erer. Aşırı seksüaliteyi tanımlamak için aşırı olmayan seksüalitenin ne anlama geldiğini bilmek zorunda olduğumuzu söylemek pek de yarar sağlamamakta. Orford seksüel davranış da içinde olmak üzere birçok değişkenle uğraşmış ve normal ile anormali ayırabilmek için bir kesim noktası tanımlamaya çalışmanın imkansızlığından bahsetmiştir. Bu alanda geçerliliğini koruyan tanımlar var olmadığı gibi; klinisyenler ve yazarlar da sapkınlığın yapısında sosyal ve kültürel faktörleri göz ardı etmektedirler.

    Standart tanımlama sistemlerine dönersek; ICD-10 seksüel bozukluklar içine aşırı seksüel arzuyu dahil etmektedir; ancak operasyonal tanım açısından yine bir yetersizlik vardır. Ne DSMIII-R ne de DSM IV’ de hiperseksüalite veya aşırı seksüel arzu tanımlanmamıştır.

    Eğer seksüel aktivitenin sıklığı hiperseksüaliteyi tanımlamada bir ölçüt olarak kullanılacaksa; çalışmalar çok az kişinin haftada 20’den fazla cinsel ilişkiye girdiğini belirmektedir (Kinsley Ens. göre genç heteroseksüel erişkinlerin %4’ünden azı). Bu patern Amerika ve İngiltere’de yapılan yeni çalışmalarla da doğrulanmıştır. Homoseksüel ve heteroseksüel erkekler arasında seksüel aktivite açısından çok az fark olduğu bildirilmiştir.

    Seksüalite üzerinde kontrolün yitirilmesi şimdiki terimlerle seksüel kompulsivite veya daha basit bir anlatımla seksüel bağımlılık olarak tanımlanmaktadır. Kompulsif seksüel davranış; sosyal ve kişisel sorumluluklarını göz ardı edecek kadar seksüel düşünceler ve davranışlar içinde olmak ve bu istem dışı paterni ortadan kaldırmak veya direnebilmek için yararsız çabaların olması olarak tanımlanmaktadır. Diğer bağımlılıklar gibi bu tür ego-distonik davranışların kişiler arası ve kişisel sorunlardan köken alan bunaltıyı azalttığı öngörülmektedir. Seksüel kompulsivite ve seksüel bağımlılık kavramlarıyla ilgili eleştiri sosyologlar tarafından getirilmiş ve bazı davranışların hastalık olarak belirlenmesine karşı olduklarını bildirmişlerdir; Levine ve Troiden değer yargılarının tanı olarak kullanıldığını belirterek eleştirilerini genişletmişlerdir. Sosyoloji ile uğraşmayan birçok kişi de seksüel davranışların tıbbi tanılarla adlandırılmasından duydukları sıkıntıyı dile getirmişlerdir. Kişilerin seksüel davranışlarından yaşadıkları sıkıntıyı hastalık modeli ile açıklamamak ve sosyal normların sınırladığı davranış kalıbında olunmaması; bu kişilerin dinlenmemesini veya duygularını ifade etmemesini gerekli kılmamaktadır.

    Hiperseksüalitenin Belirleyicileri:

    Seksüalite ve bunun ifade edilmesinin biyolojik, psikolojik ve sosyal etkilerin karşılıklı etkileşimlerinin karmaşık bir sonucu olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Hiperseksüalitede bazı özel faktörlerin önemli bir belirleyici olarak rol oynadığı mümkün gibi gözükse de; bu karmaşık ilişki teorisi geçerliliğini korumaktadır.

    Seksüel ilginin gelişmesi ve güçlenmesinde biyolojik faktörlerin çok önemli bir yer kapladığı ortadadır; ancak karmaşık davranışların biyolojik açıklamaları halen yetersiz görünmektedir. Yine de literatürde hiperseksüalitenin biyolojik faktörlerden köken aldığına dair çeşitli örnekler vardır; septal çekirdeği tutan beyin hasarı, demans, premenstüral değişiklikler, çocuklukta veya anne rahminde androjenlere maruz kalınması gibi istenmeyen seksüel davranışın azaltılmasında anti-androjenlerin rolünün olması seksüel arzu için androjenlerin gerekli ancak yeterli olmadığını göstermektedir.

    Öğrenme teorisinin prensipleri hiperseksüalite gibi davranışsal (kimyasal olmayan) bağımlılıkları açıklamak için kullanılmıştır. Bu prensipler diğer bağımlılıklarda da olduğu gibi ödüllendirme ve cezalandırma mekanizmalarını içermektedir; koşullandırmalar içsel uyarıcıların (sıkıntı, üzüntü, iç sıkıntısı gibi) ve davranışın içeriğini belirleyen dışsal uyarıcıların belirlediği odak davranışın tekrarlanmasını sağlamaktadır. Hiperseksüalite diğer sorun yaratan davranışlarla birlikte görülebilmektedir. Az sayıda sujeyle yapılan çalışmaların sonucuna göre parafilik erkeklerin (fetişizm, gösterimcilik, mazoşizm) parafilisi olmayan hiperseksüellerle benzer davranış özelliklerine sahip olduğu bulunmuştur; bunlar özellikle seksüel aktivitenin sıklığı, mastürbasyon, diğer egoya yabancı seksüel davranışlardır.

    Hiperseksüalite ile ilgili kavramların kullanımındaki özensizlik ve bu konuda sorunu olan kişilerin kontrol kazanmaları için yapılanların etkinliğini gösteren sistematik araştırmaların olmaması ile paralellik göstermektedir. Ancak bu mayın tarlasına korkusuzca girebilecek hırslı araştırmacılar bu konuların gelişmesini sağlamakla kalmayacaklar, kendileri de altın fırsatlara sahip olabileceklerdir.

    1996 yılında Internet’te Adsız Seksüel Kompulsifler adında bir kendi kendine yardım kuruluşunun olduğu ve çalışmalarından bahsettiği görülmüştür. Bu konuda zorluğu olanlar bilim adamlarının çalışmalarına ek olarak bir gönüllü kuruluşlarının olmasını gerekli görmüşlerdir. Bu kuruluşun Internet’teki tanıtım sayfalarının ana hatları aşağıda bulunmaktadır.

    Adsız Seksüel Kompulsifler (SKA) Nedir?

    SKA 12 basamaktan oluşan bir kendi kendine yardım programıdır;değişik seksüel yönelimi olan kişiler ve seksüel kompulsiyonundan kurtulmak isteyen herkese açıktır. Biz grup terapisi programı değiliz; seksüel bağımlılık ve seksüel ayıklık sorunlarını çözmeye çalışanlara güvenli bir çevre sağlayan manevi bir program sunmaktayız.

    Doğanın bahsettiği seksüel arzularımızı baskılamamız gerektiğine inanmıyoruz; ancak zamanımızı ve enerjimizi tüketen, bize yasa ile sorun yaşatan veya fiziksel, ruhsal, zihinsel sağlığımızı tehdit eden bu seksüel arzuyu kontrol etmeyi ve zararsız şekilde nasıl ifade edebileceğimizi öğrenmeyi amaçlıyoruz. Üyelerimizden kendilerine uyan bir seksüel ayıklık planı oluşturmalarını istiyoruz.

    Toplantılarımıza seksüel kompulsiyonları olan ve bu yüzden sıkıntısı olan herkes katılabilir.

    Grubumuzun Ortak Özellikleri Nelerdir?
    Duygularımızla yüzleşmekten kaçınmak için ergenlik dönemimizde fanteziyi ve kompulsif şekilde mastürbasyonu kullandık ve erişkinlik yaşamımızda kompulsif seksle bu davranış örüntümüzü devam ettirmekteyiz.

    Kompulsif seks anksiyete, yalnızlık, öfke, kendine karşı duyulan nefret, mutluluk gibi duygulardan kaçmak için kullanılan bir madde haline gelmiştir.

    Romantik obsesyonlardan hareketsiz hale geldik. Seks ve aşkı aramaya kendimizi adadık ve sonuçta kendi yaşamlarımızı ihmal ettik.

    Kendimizi kompulsif sekste kaybettik. Seks bir ödül, ceza, duygulardan uzaklaşmamızı, zamanımızı öldürmemizi sağlayan bir nesne haline geldi.

    Seksi değerli olmak ve bütünleşebilmek için kullandık.

    Hayatımıza seksle heyecan ve anlam katmaya çalıştık; ancak kendimizi gittikçe büyüyen bir yalnızlığın ve boşluğun içinde bulduk.

    Yaşamımızı bütünleştirmek yerine seks yaşamlarımızı böldü.

    İnsanlara bağımlı hale geldik; seks, aşk, hoşlanmayı birbirinden ayıramadık.

    Diğerlerinden; bütünleşmiş ve yeterli hissetmemiz için mucize yaratmalarını bekledik. Bu insanları idealize ettik, onlara güçlü semboller verdik ve onlarla seks yaptıktan sonra tüm büyü ortadan kalktı.

    Bizi reddedecek, bize uygun olmayan kişilerle ilişkilerimizi kestik.

    İlişkilerden korktuk; ancak yine de sürekli ilişki aradık. Bağlanmak ve reddedilmekten korktuk; ancak ilişki sona erdiğinde kendimizi boş ve yetersiz hissettik.

    Diğer kişiyle sürekli bir yakınlık ilişkisi ararken ihtiyacımızın özelliğinin bir başka kişiyle olan yakın ilişkiyi olanaksız hale getirdiğini ve sürekli sağlıksız bağımlılık ilişkileri geliştirdiğimizi fark ettik.

    Birini sevdiğimizde bile bu bize hiç bir zaman yeterli gelmedi ve hep diğerlerinin peşinde olmaya devam ettik.
    Bağımlılık ihtiyaçlarımızı gizlemeye çalışırken, kendimizden ,yakın olmayı özlediğimiz kişilerden uzaklaştık.

    KOCAM BİR SEKS BAĞIMLISI MI?
    • Çok zamanı mı var?
    • Parası çok mu?
    • Mizacı değişken mi?
    • Keyfi seks yapıp yapmamasına göre değişir mi?
    • Sizle seks yapmak konusunda isteksiz mi?
    • Duygusal, fiziksel veya cinsel istismara uğramış mı?
    • Pornografik yayınlardan oluşmuş bir kütüphanesi var mı?
    • Seksle ilgili tartışmalarınız sık mıdır?
    • Duygusal açıdan yakın olmakla ilgili bir güçlüğü var mıdır?
    • Cinsel ilişki sıklığı ve içeriği onu tatmin etmiyor daha fazlasını istiyor mu?
    • Seksüel isteklerine “Hayır” denildiğinde çok öfkelenir mi?
    • Cinsel ilişkiniz sırasında kendinizi yalnız hisseder misimi?
    • Cinsel ilişkinizden sonra kendinizi kirli, kullanılmış, terk edilmiş hisseder misiniz?
     

Sayfayı Paylaş