Fenomenolojik Yaklaşım

Konu, 'Fenomenolojik Yaklaşım' kısmında Erkan Bayır tarafından paylaşıldı.

  1. Erkan Bayır

    Erkan Bayır Misafir

    Fenomenolojik yaklaşım, olayları, bize göründüğü şekliyle, esas özelliklerinde gözleme ve betimlemeyi amaçlayan sistematik bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, insan davranışlarında, özel koşullardan bağımsız olarak genel olanı ortaya koymak ve global terimlerle betimlemek ister.

    Bunun için ilk olarak, davranışları birer olgu olarak, yani belirli bir bağlamda, belirgin bir taktirde bulunmasından geçici olarak bağımsız unsurlar gibi soyutlamaya ve nitelemeye çalışır.

    Fenomenolojik anlayış, temel olana indirgemektir, burada temel olanda anlam geçici olarak dışta bırakılır ve daha sonra dahil edilir. Bir başka söylemle davranış veya eylemlerin özellikleri, anlamları, niyetlilikleri paranteze alınır. Fenomenoloji içerikten ziyade içerenle, anlamlardan ziyade biçimlerle ilgilenir. Naif gözlemi, yani araştırmacının bakışını yanlı kılacak örtük veya açık her türden postülayı iradi olarak askıya almayı benimser; bu tutum görünen anlam yerine algılanan şekile öncelik tanımak demektir.

    Bu tutumun sonucunda olgu kavramına ulaşılır: olgu özel fonksiyonları geçici olarak paranteze alınmış ve örgütlenmiş bir bütündür. Fenomenolojik soru basittir: " bu, nedir ?". Bu sorgulama nasıl veya niçinle ilgilenmez. Olayın anlamı, sürecin başında değil sonunda dikkate alınır ve anlam, insanların özel davranışlarını (yemek, içmek, uyumak, gezmek) betimsel kriterlerinden hareketle bütünleştirici bir unsur gibi en sonda devreye girer. Bu şekilde ayırdedilen özellikler, olguları, temele indirgeyerek oluşturmayı temin ederler.

    Kısaca belirtirsek, fenomenolojik yaklaşımda, başlangıçta, gerçeklik ile ilgili bir yargıda bulunmaktan kaçınılır, zira gerçeklik çoğu kez, anlamaya değil, görülmeye açıktır; olgular açık değildir ve dolayısıyla onları değerlendirmek olası değildir. Olgular soyutlanıp ayırt edildiğinde, esasında, kendi görüşlerimizden ve içerisinde bulunduğumuz özel gerçeklikten uzaklaşmamız söz konusudur. Bu sayededir ki olgu, gözlemimizden ve ona yüklediğimiz özel yargılardan bağımsız olarak kendini gösterebilir.

    Fenomenolojik yaklaşım, esas felsefesini Husserl de bulur. Sayılar, geometrik figürler gibi matematiksel fikirlerin, yani zihinsel olguların doğasını araştıran Husserl, bunları sübjektif psişik durumlar olarak niteleyen deneysel psikolojinin açıklamalarını yeterli bulmamış ve hocası Brentano'nun 'niyetlilik' kavramına odaklaşmıştır. Bu kavram, insanın dünyayla ilişkisini ifade etmektedir.

    Buna göre, gerçek (reel) denilen şey, yaşanan dünyadır ve bu dünya, bize, daima bir açıdan görünür. Dünyamız, algılarımız, arzularımız ve isteklerimiz tarafından yapılandırılır. Bu, niyetliliktir. Bu kavramdan yola çıkan Husserl'e göre 'gerçeklik, daima bir olgular bütünü gibi görünür: bir ağaç, bir renk, bir arkadaş. bir çiçeği ele alalım.

    Kafamızda onun görüntüsünü değiştirebiliriz (aidetik varyasyon yöntemi); bu çiçek, bir gül veya papatya olabilir, kırmızı veya beyaz olabilir. ama bu somut görüntülerin peşinden de, bir salt fikir, bir 'öz' (eidos) vardır. Çiçeğin özü, bir bilinç ile bir objenin karşılaşmasından doğmuştur. Dünyayla ilişkide inşa edilmiştir. Her bilinç bir şeyin bilincidir. Ancak, bu özün aynı zamanda evrensel buyanı da vardır. Fenomenolojinin hedefi, dünyayla ilişkimizi yapılandıran özleri açığa çıkarmak, aydınlatmaktır.

    Psikoloji Forumu
     
    Psikolik bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş