arketipler

Konu, 'Öğrenme Psikolojisi' kısmında davut984 tarafından paylaşıldı.

  1. davut984

    davut984 Yeni Üye

    Arketip kavramını açıklarmisiniz. Yani sayın Jung bu çalışmasiyla esasinda ne anlatmak istiyor. Psikoloji ye ne katmıştir. Teşekkürler
     
  2. Psikolik

    Psikolik Mal Sahibi

    Psikolojide kuramcılar yaptığımız davranışların nedeni hakkında çıkarımlarda bulunurlar. C.Jung da arketipler görüşünü ortaya atmıştır. yapıtaşı anlamında kullanır kendisi. Sadece psikoloji alanında değil sanat ve felsefe alanında da geniş bir görüş açmıştır bu vesile ile. Daha geniş bir çalışmayı paylaşacağım burada;
     
  3. Psikolik

    Psikolik Mal Sahibi

    JUNG’UN ARKETİP KAVRAMI
    Elif Ersoy

    Jung’un psikoloji dünyasına kazandırdığı “arketip” terimi, psikoloji literatüründe, algılamamızı
    örgütleyen, bilinç içeriklerini düzenleyen, değiştiren ve geliştiren yapılar olarak
    tanımlanmaktadır.(1) Jung, kollektif bilinçdışından süzülüp biçimlenen mitolojik temalara
    arketip adını vermeden önce, “başlangıçtan beri var olan imgeler” ve “kollektif bilincin
    hakimleri” isimlerini kullanıyordu. Daha sonra, St. Augustinus’un “ideae principales”ı
    tanımlayışından esinlenerek, “arketipler” adını kullanmayı tercih etmiştir. Jung’un arketipleri
    tanımlamak için esinlendiği, St. Augustinus’un “ideae principales” tanımı şudur: “Esas
    düşünceler, belli bazı biçimlerdir ya da şeylerin sabit ve değişmez nedenleridir. Bunlar
    oluşturulmazlar, sonsuza dek aynı şekilde devam ederler ve ilahi anlayış içinde
    kapsanmaktadırlar. Ve kendileri yok olmamalarına rağmen, var olabilen ve yok olabilen her
    şey bunların biçimlerine göre oluşur. Fakat deniyor ki ruh bunları göremez.”(3) Buna göre
    “arketip”in, Platon’un “idea”sıyla eşanlamlı bir kavram olduğu da ifade edilmektedir.(2)

    Psişeyi, bilinç ve bilinçdışı olarak iki kısımda ele alan Jung, bilinçdışını da kişisel bilinçdışı ve
    kollektif bilinçdışı olarak iki bölüme ayırır ve arketipleri kollektif bilinçdışının çekirdek yapıları
    olarak tanımlar. Kişisel bilinçdışı, bize rahatsızlık veren, huzursuzluk yarattığı için
    bastırdığımız, bilinçsizce algıladığımız, düşündüğümüz her türlü şeyin depolandığı yapı olarak
    tanımlanmıştır ve kaynağının kişisel deneyimlerimiz olduğu öne sürülmüştür. Kollektif
    bilinçdışı ise, kalıtsal olarak her insanın doğuştan getirdiği, içeriğini de ilk insandan bu yana
    yaşanan tipik psişik etkileşimlerin oluşturduğu (korku, tehlike, üstün güce karşı verilen
    mücadele, cinsellik, doğum, ölüm, sevgi, vb.) yapıdır. Kollektif bilinçdışını oluşturan içerikler
    nötrdür, hiçbir olumlu-olumsuz etkiye maruz kalmazlar ve ancak bilinçle temas ettiklerinde
    bir kuvvet kazanırlar. Bu özelliklerinden ötürü Jung kollektif bilinçdışını “objektif psişe” olarak
    da adlandırmıştır.(3)

    Jung mitlerin arketiplerin temsilcileri olduğunu söylemiştir.(3) Dolayısıyla mitlerde ve mitsel
    öykülerde gördüğümüz karakterlerin ve olay örgülerinin her birinin bir arketipe tekâbül
    ettiğini söyleyebiliriz. Jung’a göre, insanlık tarihi boyunca tüm dünyada farklı formlarda
    görünebilen arketipler, ancak bir deneyimle harekete geçirildiklerinde, yani
    tetiklendiklerinde, içlerinde bulundukları kültür ya da başka diğer faktörlerden etkilenerek
    büründükleri elbiseyle görünüşe çıkarlar. Yoksa, tetiklenmeyen, harekete geçmeyen bir
    arketip algılanamaz. Her arketip aslında psişik bir niteliğin temsilcisidir ve arketiplerin
    harekete geçmesi demek, bilinçdışında potansiyel olarak bulunan psişik niteliklerin (irade,
    cesaret, üretkenlik) aktive olması demektir.(3)

    Jung’un tarif ettiği pek çok arketip olmuştur: anne arketipi, baba arketipi, yeniden doğuş
    arketipi, gölge arketipi, aile arketipi gibi. Ayrıca Jung, her arketipin aydınlık yüz ve karanlık
    yüz olarak iki yüzü olduğunu ve bu iki yüzden biriyle görülebileceğini ifade etmiştir. Örneğin,
    anne arketipi “sevecen anne” (Hz. Meryem) olarak ortaya çıkabildiği gibi “korkunç anne”
    (Kali) olarak da görünüşe çıkabilir. Ayrıca yine her arketipin dişil ve eril psişede farklı
    görünüşleri ve işlevleri olabileceğini belirtmiştir. Örneğin, “tamamlayıcı ruh imgesi” kadında
    “Animus”; erkekte ise “Anima” olarak görülür.(3)

    Jung, kişinin bireyleşme sürecinde –bireyleşme sürecini kişinin psişik varoluşunun nihai temel
    ve kaynağı olan merkeze, yani “Özben”e nüfuz etmesi olarak tanımlar– yol tabelalarının ve
    kilometre taşlarının arketipsel semboller tarafından ortaya konduğunu öne sürmüştür.(3)
    Arketiplerin psişik yaşam üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduklarını belirten Jung(3),
    mitlerdeki kahramanların olaylarla nasıl başa çıktıklarını görmenin insanlar üzerinde cesaret
    ve umudu arttırıcı tesiri olduğunu ifade etmiş ve dinsel mitlerin, açlık, savaş, hastalık, ölüm
    gibi yaşantılarda, insanlara bir tür ruhsal terapi etkisi yaptığını söylemiştir.(4)

    Eski hekim-din adamları, arketipik imgeleri kullanarak yalnızlık çeken hastalarına, imgeler
    aracılığıyla, tüm insanlığın varoluşundan bu yana kendisininkilerle benzer acılar yaşamış
    olduğunu anlatırlardı. Jung da, büyük bir acı, ruhsal bir sarsıntı geçiren bir insana, mitler ve
    mitsel öykülerdeki arketipal imgelerin ayna etkisi yaparak kendi halini ve yaşamının hangi
    aşamasında bulunduğunu gösterdiğini ve bireyin bu imgelerin gösterdiklerini anlayabilirse
    büyük bir kazanç sağlayacağını ifade etmiştir.(5) Mitsel öykülerin anlatımı ve analizi,
    günümüz modern psikolojisinde de psikolojik sağaltım için kullanılan yöntemlerden biri
    olarak rağbet görmektedir.

    Psikoloji dünyasında arketip kavramının kullanımı Jung’a dayanır. Jung’un arketip kavramı
    hakkındaki görüşlerinden haberdar olmak, hem kendi hayatımızda yaşantıladığımız hem de
    sanat eserlerinde duyumsadığımız arketipal motifleri idrak edebilme ve yorumlayabilmekte
    bizlere yardımcı olabilir.

    Kaynakça
    (1) Budak, S. (2000), Psikoloji Sözlüğü, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları
    (2) Jung, C. G. (2001), Dört Arketip, İstanbul: Metis Yayınları
    (3) Jacobi, J. (2002), C. G. Jung Psikolojisi, Mehmet Arap (çev.), İstanbul: İlhan Yayınevi
    (4) Jung, C. G. (2007), İnsan ve Sembolleri, Ali Nihat Babaoğlu (çev.), İstanbul: Okuyanus
    Yayınevi
    (5) Jung, C. G. (2010), İnsan Ruhuna Yöneliş, Engin Büyükinal (çev.), İstanbul: Say Yayınları
     
  4. Metafor

    Metafor Aktif Üye

    ben bunu mezun olmadan önce, nasıl anlamışım da kuramlar sınavından yüksek not almışım, şimdi hayret ettim.. o_O
     
  5. davut984

    davut984 Yeni Üye

    Teşekkür ederim. Güzel açıkladıniz. Burdan şunu anladım. Insanlar çevrenin etkilenmesi nin yanında doğuştan sahip oldukları bazı şeylere sahip olur ki bunlar bütün insanlar için genel anlamda ortaktir. Mesela sığınma hissi, kahramanlik hikayeleri, Şakacılik vs gibi çevrenin etkisi olmadan ortaya çıkabilecek çekirdek halinde de her insanda var olan eğilimler arzular ve ilgiler. Bütün insanlar da ortak oldugundan da bu meyiller ortak bir bilinç oluşturmak tadır. Hocam doğru mu anladım. Eklemek istediğiniz varsa lutfen yazın. Tesekkurler.
     
    Psikolik bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş