Altını ıslatan çocuğunuzu cezalandırmayın

Konu, 'Alt Islatma' kısmında Emilyyy tarafından paylaşıldı.

  1. Emilyyy

    Emilyyy Süper Moderatör

    Dünyada 20 yaş üzerinde de yüzde 1-2 oranında gece altını ıslatan erişkinlere rastlanıyor… Aileler, bu bir hastalık ve gece altını ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmakta yani ailesel bir rahatsızlık. 5 yaş üzerinde ise çocukların mutlaka tıbbi yardım alması gerekiyor.
    Gece altını ıslatma bir hastalık mıdır?
    Çocuklarda gece altına ıslatma, 5 yaşın üzerindeki çocukların haftada en az iki kez olmak üzere gece uykusu sırasında farkında olmadan idrar yapması olarak tanımlamaktadır. Sağlıklı çocuklar da uyku öncesi aşırı sıvı aldıkların da gece idrar kaçırabilirler. Ancak, bu olayın bir rahatsızlık olarak düşünülüp, tedavi kararının verilebilrmesi için en az 3 ay üst üste haftada 2 kereden fazla olması gerekmektedir. Gece altını ıslatma sorunu başlangıçtan beri böyle olabilir; buna birincil(primer) altını ıslatma denir. Bazı durumlarda gece altını ıslatmayan çocukta bu rahatsızlık sonradan ortaya çıkabilir; buna da ikincil(sekonder)altını ıslatma denir. Hem gece hem gündüz altını ıslatma ve idrar tutamama durumları daha farklıdır ve hızlı bir tıbbi değerlendirme ve yaklaşımı gerektirir.
    Gece altını ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur. Son yıllardaki araştırmalarla gece altını ıslatmada genetik faktörlerin önemi ortaya konmakla beraber gerçek nedene doğru tetkiklerle ulaşılıyor. Ne yazık ki, bu konuya yaklaşımda ailelerin bazı yanlış tutumları halen sürmektedir. Öncelikle , gece altını ıslatan çocukların konuyla ilgili uzman hekimler tarafından değerlendirilmesi, bu duruma neden olabilen nadir ama önemli hastalıkların ayırt edilmesi gerekir. Ailenin tedaviye aktif katılımı, tek başına veya bir ilaçla birlikte alarm kullanımı ise tedaviyi yüzde 85’lere varan oranda başarıya ulaştırıyor.
    Ne kadar sıklıkla karşılaşılan bir durumdur?
    Gece altını ıslatma çoğu zaman mesane ( idrar torbası) gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur. Bu nedenle de yaşla sıklığı azalır ve erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür. Aileler 5-6 yaş civarında bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaşında hekimlerden yardım istemeye başlarlar. Üç yaşındaki çocukların %40’ı altını ıslatırken bu oran 5 yaşında %20’ye ve 6 yaşında %10’a düşer. Ülkemizde ise bu oranlar dünya oranlarına göre hafifçe yüksektir. Ülkemizde 7-11 yaş grubunda erkeklerin %16’sında , kızların ise %11’inde gece altını ıslatma problemi olduğu bildirilmektedir. İşin ilginçi dünyada 20 yaş üzerinde de % 1 -2 oranında gece altını ıslatan erişkinlere rastlanmaktadır.
    Gece altını ıslatma psikolojik bir problem midir?
    Gerçekten bu soru yıllarca bu alanda uzman hekimlerimiz için ciddi bir tartışma konusu olmuştur. Elbette bir takım psikolojik faktörler sonuçta sinirlerle ilgili olan bu olayın gerçekleşmesine neden olabilir. Ancak bugün çocuğun psikolojil problemlerinin buna neden olduğundan çok, bu sorunun çocukta ciddi ruhsal problemlere neden olduğu ön plana çıkmaktadır. Genel olarak psikolojik olayların sık görülen birincil gece altını ıslatma sorununa yol açmadığı gerçeği bu çocukların büyük çoğunluğunda ruhsal sorun aramaya gerek olmadığını ortaya koymuştur. Sabahları ıslak bir yatakla uyanan bir çocuğun sıkıntısının ne denli yoğun olacağı açıktır. Aileler ise bu durumun bir hastalık olduğunu kabul etmediklerinden çocuğu suçlamakta ve hatta zaman zaman cezaya çarptırmaktadırlar. Oysa bu durumdan en fazla çocuk rahatsızdır ve kurtulmak istemektedir. Bu durum çocukta özellikle ev dışı otel, kamp, misafirlik gibi bir yerde yatmaktan kaçınmaya ve çocuğun çok yoğun utanma duygusu yaşamasına neden olmaktadır. Bu nedenle bir çok faaliyete katılmak istemeyebilir. Ancak, çocukluk çağındaki davranışsal gerilemenin bulgularından biri de gece altını ıslatma olabilir. Bu okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgularla beraberdir. Bu tür bulguları olan çocukların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir.
    Gece altını ıslatma genetik bir hastalık mıdır?
    Gerçekten gece altını ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmaktadır. Yani ailesel bir rahatsızlıktır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta %44, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Eğer baba çocukluk döneminde altını ıslatıyorsa çocuğunda bunun görülebilme şansı diğer çocuklara oranla yaklaşık 7 kez fazladır. Annede bu geçmiş varsa bu oran yaklaşık 5 kez fazladır. Aile öyküsü olan vakalar iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalarla kromozomlar üzerinde genetik alt yapıda gösterilmiş ve 5,13,12,22 gibi kromozomlarda gece işemesi ile ilgili spesifik bölgeler saptanmıştır.
    Neden tedavi ediyoruz?
    Gece altını ıslatan çocukların bir kısmı kendiliğinden düzelecektir ancak çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi, çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi , birlikte başka davranış ve duygu sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilmektedir. Tedaviye başlamadan önce uzman ve gece altını ıslatma konusunda tecrübeli bir hekim tarafından çocuğun detaylı fiziksel muayenesi yapılmalı, idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer tüm nedenler gözden geçirilmelidir.
    Gece altını ıslatma yaşla kendi kendine geçen bir durum mudur?
    Toplumumuzda gece altını ıslatmanın zamanla her çocukta düzelebileceğine dair yanlış bir inanış hakimdir. Hatta ergenlikte, sünnetle, ya da askere gidince geçeceğine inanılır. Aslında birincil tip gece altını ıslatmada yaş ilerledikçe bazı vakalarda kediliğinden düzelmeler görüldüğü doğrudur. Ancak bu düzelmenin ne zaman olacağını kimse bilemez . İlaveten, bu düzelmeyi beklerken çocuğun ruhsal durumunun ne kadar etkileneceği de bilinmediği için bu düzelmeyi beklemek kesinlikle doğru değildir. Bu hastalığın tedavisinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar alındığına göre , 5 yaş üzeri altını ıslatan çocukların tıbbi yardım alması gerekmektedir.

    Gece altını ıslatan çocuğa nasıl davranmak gerekir?
    Artık şunu çok açık olarak biliyoruz ki,bu çocuklara en büyük zararı veren gece altını ıslatmanın kendisinden çok, ailenin ve toplumun yanlış tutumları olmaktadır. Bunların içinde en tehlikelisi cezalandırmalar ve de özellikle cinsel bölgelere yönelik cezalandırmalardır. Bu tür bir cezalandırmanın çocuk üzerindeki etkisinin ömür boyu sürebileceği unutulmamalıdır. Gece altını ıslatan çocuğunuza kızmayın,utandırmayın,başka çocukları örnek göstermeyin. Altını ıslatan çocuğa oun fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığını, bu sorunun çok da önemli olmadığını ve aslında diş çıkarma gibi normal bir gelişim olduğunu ama onu etkilediğini düşündüğünüz için bir doktora götürmek istediğinizi , tetkik ve tedavi süresince ona destek olacağınızı anlatmanız gerekmektedir.
    Bu ayırt edilmesi gereken hastalıklar hangileridir?
    Gece altını ıslatan çocukların %3’ünde böbrek ve idrar yollarına ait doğuştan bozukluklar, böbrek hastalıkları,gizli bel kemikleri açıklıkları (spina bifida) , şeker hastalığı, sara hastalığı, parazitler , besin alerjileri gibi bu duruma neden olan başka hastalıklar saptanabilmektedir. Vakaların %5-10’unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi işeme esnasında ortaya çıkan bir takım yakınmalar eşlik etmektedir. Bu çocuklarda kabızlık,idrar yolu enfeksiyonu ve mesanenin birtakım sinirsel düzeltilebilir rahatsızlıkları saptanmaktadır. Ayrıca son yıllarda halk arasında geniz eti olarak bilinen durumda da çocuklarda yüksek oranda gece altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.
    Gece altını ıslatan her çocuğa ileri tetkikler yapmak gerekir mi ?
    Gece altını ıslatan çocuklarda aşağıdaki özellikler varsa en kısa zamanda ileri tetkik ve inceleme amacıyla uzman bir hekime başvurmaları gerekmektedir.Bu özellikler:
    -Gece altını ıslatma hiç altını ıslatmamış bir dönemden sonra ani olarak başladıysa,
    -Gündüzde altını ıslatıyorsa,
    -Kabızlık ya da kaka ile altının kirlenmesi mevcutsa,
    -İdrar yaparken ağrı duyuyorsa,
    -Bir günde 7 kereden fazla idrara çıkıyorsa,
    -Tuvalete koşarak ya da son dakikada gidiyorsa,
    -İşeme sayıları haftada 2 den fazla ve gecede 1den fazla ise,
    -Gece içinde işemesi az az miktarda ancak fazla sayıdaysa,
    Bu özelliklere sahip çocukların ailelerin kesinlikle uzman bir hekime ve mümkünse gece işemesi polikliniği olan bir hastaneye başvurmaları gerekir. Bu çocukların eşlik eden hastalıklar ve mesane fonksiyonları açısından değerlendirilmesi en önemli araç olan ürodinami tarafımızdan yapılmaktadır.
    Ürodinami ne demektir?
    Bu aletle mesanenin dolması ve işeme esnasında sinirsel iletimini ve fonksiyonlarını değerlendirebiliyoruz. Böylece kalbin EKG’si gibi mesanenin çalışması elimize işlevini gösteren bir rapor halinde gelebiliyor. Özellikle gündüz idrar yaparken şikayetleri de olan gece altını ıslatan çocuklar da ilaçların kullanımı açısından bize yol gösterici olabiliyor. Ancak bu tetkikin çocuklara sabırla yaklaşarak ve bu konuda uzman hekimler tarafından bizzat yapılması gerekmektedir.
    Bazı çocuklar neden gece altlarını ıslatırlar ?
    Gece altını ıslatan çocukların çoğunluğu birincil tip dediğimiz altını ıslatma grubunda yer almaktadırlar. Yani bu çocukların gece altını ıslatmadıkları normal diyebileceğimiz bir dönemi hiç olmamıştır. Bunu ortaya çıkaran sebeplerin başında çocukların sinir sisteminin tam gelişmiş olmaması ve mesanenin sinir kontrolünün tam kazanılmaması yer almaktadır. Bu tip gece altını ıslatan çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir. Hasta mesanesi dolduğunda normal olarak oluşan mesane kasılmalarını algılayamaz ve mesanedeki basınç artışını hissedemez, sonuç olarak gece uykuda altını ıslatır. Ayrıca, gece idrarın azalmasını sağlayan hormonun bu çocuklarda normal olmadığına dair araştırma sonuçları da mevcuttur. Gece altını ıslatan çocukların uzman bir hekim tarafından muayene edilmesi ve nadir de olsa çocukta gece altını ıslatmaya neden olabilecek diğer hastalıkların araştırılması ve ayırt edilmesi gereği çok önemlidir.
    Tedavi ?
    Tedavinin başarılı olmanın ilk şartı aile, çocuk ve hekim arasında tam bir iş birliğinin olmasıdır. Ana prensip çocuğa güven vererek suçluluk hissini ortadan kaldırma ve mümkünse olayı çocuğun sahiplenmesini sağlamaktır. Öncelikle denenmesi gereken çocuğun kendisinin veya gece uyanmasına dönük programlardır. Bunlara motivasyon programları denmekte ve sadece motivasyonla doğrudan tedavinin başarısı %25 arttırılabilmektedir. Önce çocukların kendiliğinden uyanması denenir, bu mümkün olmuyorsa ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır.
    Altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır. Bu ilaç tedavi kürları çocuktan çocuğa farklı olarak ortalama 6 ay sürmektedir. Halk arasında tedavide kullanılan bazı ilaçların kısırlığa neden olabileceği gibi yanlış bir kanaat vardır. Bu uydurma ve bilimsel bir dayanağı olmayan söylentiden ibarettir. Eğer ailenin desteği ile beraber motivasyon tedavisi ve ilaç tedavisi uygulanırsa bu çocuklarda tedavide başarı oranı %70 – 80 bulmaktadır. İlaç tedavisinin en önemli dezavantajı ise tedavi kesildikten sonra rahatsızlığın yüksek oranda tekrar riski bulunmasıdır. Bu nedenle son yıllarda alarm ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması önerilmektedir. Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz çocuğu uyandırarak, mesanesini kontrol etmesine yardımcı olan araçlardır. Alarm cihazları teknolojisinde son yıllarda önemli ilerlemeler olmuş ve hem küçük hem de kullanımı kolay alarm cihazları üretilmiştir. Alarm tedavisine de en az 3 ay devam etmek gerekmekte ve bu tedavi ile çocuklarda %85 lere varan iyileşme sağlanmaktadır. Alarm tedavisi sonunda tekrarlama riski ise oldukça düşüktür.
    Doç.Dr.Selami Sözübir
    Çocuk Cerrahisi Uzm.
     

Sayfayı Paylaş